İnsan, yaratılış ve sorumluluk
İnsanın Yaratıcı, tabiat, diğer canlılar, tarih ve gelecek kuşaklarla ilişkisini; sahiplik değil, emanet ve sorumluluk bilinci üzerinden ele alan düşünsel bir deneme.
Söylenmeyenin ağırlığı.
İnsanın Yaratıcı, tabiat, diğer canlılar, tarih ve gelecek kuşaklarla ilişkisini; sahiplik değil, emanet ve sorumluluk bilinci üzerinden ele alan düşünsel bir deneme.
İnsan olmanın yükünü, kayıpları, yoksunlukları, sevgiyi, umudu ve hayatın kaçınılmaz sonunu gerçekçi bir dille ele alan güçlü bir deneme. “Dünya İçimizden Geçerken”, insanın geride ne bıraktığını ve başkalarının hayatına nasıl dokunduğunu sorguluyor
“Mersiye-i Gonca”, genç yaşta toprağa düşen bir ömrün ardından yükselen derin bir ağıttır. Şiir; ayrılığı, anne ve baba kederini, faniliği ve ebedî vuslat umudunu Divan şiirinin imgeleriyle dile getirir.
Meryem'in kirpiklerine asılı yağmurlar kadar uçta durup, Elif'in yalnızlığına yaslıyorum sırtımı.
Hangi iklime kanat çırpsam, sensizliği ekiyor mevsimler ve hangi mevsime sen ümidi ile yelken açsam, yokluğun ayazlar yağdırıyor üzerime...
Ruhumun limanına demir atmış yalnızlığa kürek çektikçe, vefasızlığa bağdaş kurmuş aşklara kusuyorum nefretimi...
Sevdikçe kanadığını kim nereden bilsin be yürek!
Yaşamak ile ölmek arasında hiçbir fark yoktur. Zira yaşamak da ölmek de insana sunulan tek seanslık gerçektir.
Çocukların icat ettiği gülmeyi büyüklerin tüketmesi ne acı!
Yalan gerçeği yutunca, insanoğlunda ne ar kalır nede hayâ!